Evlilik birlikteliğinin resmi olarak sona erdirilmesi “boşanma” başlığı altında 4721 sayılı Türk Medeni Kanunumuzun ikinci bölümünde düzenlenmiştir. 4721 sayılı Türk Medenin Kanununun 161 maddesinden itibaren boşanma nedenleri, devamında ise erkeğin ve boşanan kadının hakları düzenlenmiştir. Boşanan kadının hakları arasında en fazla uyuşmalık konusu olan durum nafaka ve sonrasında velayet hakkıdır.
Elbette ki kadının boşanmaya bağlı hakları sadece nafaka ve velayet ile kısıtlı olmayıp maddi – manevi tazminat hakkı, çocuklarla şahsi münasebet hakkı ve mal paylaşımı hakkı gibi farklı birçok hakkı vardır. Esasen bu haklar sadece kadına tanınmış haklar değildir. Aynı zamanda erkeklerin de haklarıdır.
Türk Medeni Kanunumuz, Türk Borçlar Kanunu veya diğer özel yasalarla boşanmaya bağlı olarak kadına tanınan hakları ve özelliklerini aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.
Boşanan Kadının Nafaka Hakkı
Boşanan kadının hakları denildiğinde genellikle ilk olarak akıllara nafaka gelir. Çünkü boşanma sonrasında maalesef ekonomik açından olumsuzlukları en çok kadınlar yaşamaktadır. Türk Medeni Kanunumuz boşanmaya bağlı olarak yoksulluğa düşecek olan kadını koruma altına almaya çalışarak, yoksulluk nafakası başta olmak üzere, iştirak nafakası ve tedbir nafakası gibi hak ve yükümlülükler getirmiştir.
Yoksulluk Nafakası
Boşanmaya bağlı olarak yoksulluğa düşecek olan eş, diğer eşten talep etmiş olduğu nafaka türüdür. Evlilik birlikteliği sürecine ortak konutun ihtiyaçları ve çocuklar ile ilgilenilmesi ve bakım / gözetimi için kariyer hayatını yarıda bırakmak gibi büyük fedakârlık altına giren kişiler evlilik birliktelerinin kurulması sırasında genellikle kadınlar olmaktadır.
Bu nedenle boşanmaya bağlı olarak ekonomik açıdan yoksulluğa düşen kişi de genellikle kadınlardır. Bu nedenle nafaka boşanan kadının hakları arasında önemli bir yere sahiptir. Nafakanın miktarının belirlenmesinde ise daha çok diğer eşin (nafaka yükümlüsü) mali gücü dikkate alınır.
İştirak Nafakası
İştirak nafakası boşanma sonrasında çocuğun velayeti anneye verilmesi halinde boşanan kadının hakları arasında yer alır. Genel amaç velayet sahibi olan eşe, çocuğun eğitim, giyim, yeme içme ve barınma gibi ihtiyaçlarının sağlanması için ekonomik açıdan destek sağlamasıdır.
Bu durumda boşanan kadının ekonomik durumu da göz önüne alındığı kadar en çok çocuğun üstün menfaati gözetilerek bir miktar üzerinde karar kılınmaktadır.
Tedbir Nafakası
Tedbir nafakası da isminde de anlaşılacağı üzere boşanma davası sürerken uygulanan bir nafaka türüdür. Bu da yine boşanan kadının hakları arasında yer alır. Boşanma davasının uzun sürmesi veya diğer etkenler göz önüne alınarak iştirak nafakası ile birlikte yoksulluk nafakası da göz önüne alınarak mahkeme tarafından takdir edilir. Tedbir nafakası boşanma kararının gerçekleşmesi ile sona erer. Mahkeme boşanma kararında yukarıda detaylarını paylaştığımız yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası ödenmesi yönünde karar vermesi halinde boşanma kararının kesinleşmesi ile bu nafakalar ödenmeye devam olunur.
Boşanan Kadının Velayet Hakkı
Boşanma davalarına bağlı olarak eşler arasında meydana gelen bir başka uyuşmazlık konusu ise çocuğun velayetidir. Çocuğun yaşı, cinsiyeti, eşlerin sosyal ve ekonomik durumları gibi farklı birçok etken çocuğun velayetinin belirlenmesinde önemlidir. Mahkeme bu konuda bir karar verirken tüm bu unsurları birlikte gözetmek zorundadır. Ancak çocuğun velayeti boşanın kadının hakları arasında olduğu kadar erkeğin yani babanın da hakkıdır. Mahkeme hakimi tüm bu unsurları gözettikten sonra en önemlisi çocuğun üstün menfaatini dikkate alarak velayet konusunda bir karar verir.
Uygulamada özellikle yaşı küçük olan çocuğun anne bakımına muhtaç olduğu durum dikkate alınarak velayet konusunda daha çok anne yönünde takdir kılındığı görülür. Ancak bu yaş küçüklüğü veya çocuğun cinsiyeti gibi durumlar doğrudan çocuğun velayetinin anneye verileceği sonucunu doğurmaz.
Dilerseniz bu konuda daha detaylı bilgilere “çocuğun velayeti hangi durumlarda anneye verilmez” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Boşanan Kadının Çocukla Şahsi İlişki Hakkı
Velayet boşanan kadının hakları arasında yer alsa da bu hak kesin olmayıp çocuğun velayetinin babaya hatta vasi adı altında üçüncü bir şahısa verilmesi de mümkündür. Böylesi bir durumda ise boşanan kadının çocukla şahsi münasebet hakkı ortaya çıkar. Boşanma davası sonrasında çocuğun velayeti babaya verilmesi halinde veya diğer durumlarda annenin çocukla şahsi münasebet kurulmasına karar verilebilir.
Boşanan kadının bu hakkı ise Türk Medeni Kanunumuzun 323 ve 324. Maddelerinde düzenlenmiştir. Medeni Kanunumuz boşanmaya bağlı olarak tanınan bu hakkı kadın erkek yönünden bir ayrıma tabi tutmamıştır. Nasıl ki çocuğun velayet hakkına sahip olması gibi yine velayet sahibi olmayan babanın da çocuk ile kişisel ilişki hakkı vardır.
Bu haklarda yine velayet hakkında olduğu gibi kesin olmayıp yine çocuğun üstün menfaati gözetilerek mahkemenin takdirine bırakılmış bir husustur.
Boşanan Kadının Tazminat İsteme Hakkı
Birçok hukuk sisteminde olduğu gibi Türk Hukuk sistemimizde de genel olarak tazminat; Maddi ve manevi olarak bir ayrımla incelenmektedir. Boşanan kadının hakları arasında yer alması mümkün olan bu tazminatların şartlarının oluşması için bir takım unsurları barındırması gerekir.
Maddi Tazminat Hakkı
Boşanma davasında maddi tazminat, boşanmaya bağlı olarak bir takım ekonomik menfaatleri zedelenmesi, mevcut veya beklenen menfaatlerin elde edilememesine bağlı talep edilen bir tazminattır. Farklı birçok alanda maddi tazminat hakkı bulunsa da; Boşanmaya bağlı olarak talep edilecek maddi tazminatın yasal dayanağını Türk Medeni Kanununun 174. Maddesi oluşturmaktadır.
“Türk Medeni Kanunu Md. 174/1; Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzenden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu olan taraftan maddi tazminat isteyebilir. “
Görüldüğü gibi sadece menfaatlerin zedelenmesi yeterli olmayıp maddi tazminat boşanan kadının hakları arasında yer alabilmesi için kadının tamamen kusursuz veya daha az kusurlu olması gerekir. Diğer bir önemli unsur ise bu hakların boşanma nedeniyle kaybedilmiş olması veya zedelenmesi gerekir.
Yukarıda detaylandırdığımız yoksulluk nafakası ile maddi tazminat hakkının amaç ve kapsamı farklıdır. Boşanan kadın sadece nafaka talep edebileceği gibi aynı zamanda tamamen kusurlu veya daha fazla kusurlu olan eşten maddi tazminat da talep edebilir.
Maddi tazminatın miktarının belirlenmesinde eşlerin kusur durumları önemli bir etken olsa da; Evlilik süresi ve tarafların sosyal ve ekonomik durumlara, boşanmaya bağlı olarak kaybedilmesi muhtemel ekonomik kaplar dikkate alınır. Örneğin boşanmaya bağlı olarak kadının sosyal güvencesinin kaybedilmesi aynı zamanda ekonomik kayıplara da neden olabilecek bir işlemdir.
Manevi Tazminat Hakkı
Boşanan kadının hakları arasında yer alan bir başka tazminat hakkı ise manevi tazminattır.
“Türk Medeni Kanunun md. 174/2; Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğranan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun ir miktarda para ödenmesini isteyebilir.”
Yasa metninden de anlaşılacağı üzere manevi tazminatın temel koşulu kadının / erkeğin boşanma nedeniyle kişilik haklarının zarar görmesidir. Bu psikolojik olarak bir çöküntü olabileceği gibi itibar kaybı veya orununun zedelenmesi gibi kendisini gösterebilir. Buradaki genel amaç ise bu zarar gören kişilik haklarından dolayı ortaya çıkan manevi acı veya üzüntünün hafifletilmesidir. Manevi tazminat durumlarda da yine kusur durumu ön plana çıkar. Tıpkı maddi tazminat hakkında olduğu gibi, boşanma nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için kadının veya erkeğin tamamen kusursuz olması veya daha az kusurlu olması gerekir.
Boşanmada eşlerin kusur olduğunu belirleyecek ve uygulamada sık karşılaşılan davranışlar hakkında yazımızın ilerleyen bölümlerinde daha detaylı bilgiler verilecektir. Diğer tazminat durumlarında oldu gibi manevi tazminat miktarı da belirlenirken eşlerin ekonomik durumları ile zedelenen kişilik haklarının türü ve boyutu dikkate alınır.
Boşanan Kadının Mal Paylaşımı Hakkı
Eşler arasında evlilik birlikteliğinin kurulması öncesi veya evlilik birlikteliği devam ederken aksine bir mal rejimi sözleşmesi bulunmaması halinde yasal mal rejimimiz “Edinilmiş Mallara Katılma” rejimi olarak belirlenmiştir. Buna göre eşlerin kişisel malları haricindeki evlilik birlikteliği süresince edinilmiş oldu mallar boşanma sonrasında ortak olarak kabul edilir. Bu durumda kadın olan eşin aktif olarak ücretli bir şekilde çalışıp çalışmadığının bir önemi bulunmamaktadır. Evlilik süresi içerisinde edilen tüm mal ve haklar boşanma sonrasında eşit bir şekilde paylaşılır.
Bu konuda eşler arasında bir uyuşmazlık bulunması halinde boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde mal rejiminin tasviyesi davası açılmalıdır. Boşanan kadının hakları arasında yer alan mal paylaşımı hakkı, boşanma davaları nedeniyle karşılaşılabilecek uyuşmazlıkların arasında yer alması sebebiyle çok daha kapsamlı bir konu olup, dilerseniz bu konuda takip etmeniz gereken hukuki yollar hakkında “Mal Rejiminin Tasviyesi Davası Nedir? Nasıl Açılır?” başlıklı yazımızdan yararlanabilirsiniz.
Aile Konusu Şerhi Hakkı
Tam olarak boşanan kadının hakları arasında yer almasa da daha sonradan yargı birimlerinde uyuşmazlık konusu olmaması için ortak konutun erkeğin adına tescilli olması halinde boşanma davası öncesi veya boşanma davası sırasında ortak konutun tapu kayıtlarına aile konutu şerhi şeklinde bir şerh konulması isteme de kadının hakları arasında yer alır. Hukukçu olarak evlilik birlikteliğine yönelik bir uyuşmazlık olup olmadığına bakılmaksın aile konutu şerhi tüm kadınların talep etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu durum sadece boşanan kadının hakları arasında yer almayıp, herhangi bir uyuşmazlık bulunmamasına rağmen erkek veya kadın fark etmeksizin her iki eşe tanınmış bir haktır. (Bknz; Aile Konutu Şerhi)
Boşanan Kadının Kişisel Eşyaları Talep Etme Hakkı
Kadının mal paylaşımı hakkı başlığımızda da değindiğimiz gibi edinilmiş mallara katılma rejiminde erkek veya kadın fark etmeksizin kişisel mallar bu mal paylaşımının dışında tutulmuştur. Doğal olarak boşanan kadının hakları arasında kişisel eşyalarını talep etme hakkı da yer alır. Kişisel mallar genel olarak; Kadının kişisel kullanımına dayalı eşyalar ile evlilik birlikteliği kurulmadan önce edinmiş olduğu eşyalar ve kadına bağışlanan eşyalardır.
Ziynet Eşyaları Kişisel Maldır!
Ziynet eşyalarının kişisel mal olup olmadığı yıllarca hukukçular arasında bir tartışma konusudur. Ancak özellikle yüksek yargı organları son yıllarda bu konuda vermiş olduğu kararlarda ziynet eşyalarının kişisel mal olduğunu vurgulamaktadır. Zira herhangi bir karşılık beklenmeksizin kadına “hediye-bağışlama” şeklinde verilmesi ziynet eşyalarının kişisel mal olmasına yeterli bir olgudur.
Bu nedenle her ne kadar edinilmiş mallara katılma rejimi söz konusu olsa da ziynet eşyalarını talep etme hakkı; Boşanan kadının hakları arasında yer alır.
Boşanan Kadının Ortak Konutu Kullanmaya Devam Etme Hakkı
Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi boşanma sonrasında ekonomik açıdan hayatında olumsuz değişiklikler olan taraf genellikle kadınlardır. Barınma ve konut ihtiyacının hayatımızda önemli bir harcama kalemi olduğunu düşündüğümüzde boşanan kadının evlilik birlikteliği sırasındaki ortak konutu kullanma hakkı oldukça yerinde ve doğal bir haktır. Özellikle boşanma davası devam ederken ihtiyaç duyulan bu hak yine mahkemenin, eşlerin sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak takdir edilmektedir.
Boşanan Kadının Şiddetten Korunma Hakkı
Şiddetten korunma hakkı sadece boşanan veya boşanma aşamasında olan kadınlar için geçerli olan bir hak olmayıp, diğer durumlarda da kadının şiddetten korunması için gerekli önlemler alınmıştır. Maalesef ki boşanma davası öncesinde, boşanma davası sırasında veya boşanma davası sonrasında, boşanmaya bağlı olarak gerçekleşen kadına yönelik şiddetin tam olarak önüne geçilmiş değildir.
6284 sayılı kanun gibi özel yasalarla şiddete maruz kalan veya bu yönde bir şiddete maruz kalma tehlikesi altında bulunan kadın koruma altına alınmaya çalışılmıştır. Özellikle çekişmeli boşanma davalarında kadının bu süreçte fiziksel ve ruhsal baskı altında olduğu görülmektedir. İşte bu süreçte ve sonrasında kadının koruması için 6284 sayılı kanun yürürlüğe girmiştir.
Evlilik birlikteliği devam ederken veya boşanan kadının hakları arasında fiziksel ve psikolojik şiddetten korunma hakkı vardır. Bu yönde bir tehlike altında olan kadın geciktirmeksizin en yakın kolluk kuvvetine, Cumhuriyet Savcılığına veya Aile Mahkemesine başvurması halinde kadının korunmasına yönelik tüm adli ve idari işlemler geciktirilmeksin yerine getirilir. Gerek görülmesi halinde şiddet unsuru taşıyan eş veya boşanmış olunan eş hatta erkek arkadaş veya nişanlı fark etmeksizin hakkında tazyik hapsi uygulanır.
Şiddet gören veya şiddet görme tehlikesi altında olan kadının bu konuda başvurabileceği yollar hakkında daha detaylı bilgilere “Koruma Tedbiri ve Uzaklaştırma Kararı Nasıl Alınır?” başlıklı yazımızdan ulaşabilirsiniz.
Boşanan Kadının Ücretsiz Avukat Talep Etme Hakkı
Ülkemizde yargı birimleri önünde kendisini ekonomik nedenlerden ötürü vekil ile (avukat) temsil ettirme imkanı bulunmayan kişilere yönelik “adli yardım” talep etme hakkı tanınmıştır. Genellikle maddi imkanı buna elverişli olmayan kişiler gerekli başvuruları yapması halinde ilgili baro tarafından kendilerine ücretsiz olarak avukat ataması yapılmasını talep edebilmektedirler.
Adli yardım sadece avukat atanması şeklinde olmayıp, aynı zamanda boşanan kadının haklarını talep etmesi için açması gereken davalar nedeniyle talep edilen yargılama giderleri, harç ve masrafları da ifade etmektedir. Bu mahkeme, Cumhuriyet Savcılığı veya barolar tarafından re’sen gözetilen bir durum olmaması nedeniyle ilgilinin öncelikle bu yönde bir talepte bulunması gerekir.
Boşanma Davasında Hangi Davranışlar Kusur Olarak Kabul Edilir?
Yukarıda da değindiğimiz gibi özellikle maddi ve manevi tazminat hakkı boşanan kadının hakları arasında önemli bir yere sahiptir. Ancak gerek maddi tazminat gerekse manevi tazminata hükmedilebilmesinin en önemli koşullarından birisi; Tazminat talebinde bulunan eşin kusursuz veya diğer eşe nazaran daha az kusurlu olmasıdır. Bu nedenle boşanan kadının haklarına değindikten sonra bu haklarda kilit öneme sahip kusurlara da kısaca değinmek isteriz. Uygulamada sık karşılaştığımız ve eşin kusurlu olduğu yönünde kanaat uyandıran hal ve davranışları aşağıdaki gibi özetleyebiliriz.
- Aldatma, sadakatsizlik, zina
- Kötü muamele
- Şiddet
- Terk
- Aşağılama, hakaret etme veya küçük dürücü hareketler
- Eşin aile bireylerini dışlamak veya küçümsemek
- Genel ahlak ve edebe aykırı davranışlar
- Alkol, madde veya kumar bağımlılığı
Boşanma Davasında Kadın Nasıl Haksız Olur?
Eşlerden herhangi birisini kusurlu olarak kabul edecek yukarıda sıralamış olduğumuz hal ve davranışlar aynı şekilde kadınlar içinde geçerlidir. Sıralamış olduğumuz bu durumlar Türk Medeni Kanunu ile boşanma nedeni olarak kabul edildiği gibi aynı zamanda bu hal ve davranışları sergileyen eşin kusurlu olduğununa önemli bir işarettir.
Boşanan Kadın Kocasından Neler Alabilir?
Boşanma davası öncesinde veya boşanma davası devam ederken, kadının kocasından talep edebileceği en önemli haklar; Nafaka, mal paylaşımı, kişisel kullanıma ait eşyalar, maddi ve manevi tazminattır. Bunlar haricinde ise yukarıda sıralamış olduğumuz diğer hakları boşanma sırasında veya boşandıktan sonra gerekli süreler dahilinde eşinden talep edebilirler.
Boşanan Kadın Haklarını Nasıl Talep Eder?
Boşanan kadının hakları konusunda yukarıda sıralamış olduğumuz unsurların hemen hemen hepsinin kadın veya erkek fark etmeksizin yargı birimlerinden dava yolu ile talep edilmesi gerekmektedir. Bu hakları mahkemeler re’sen dikkat almamaktadır.
Her bir hakkın talep edilmesinde takip edilmesi gereken hukuki yollar kısmen de olsa farklılık gösterebilir. Örneğin yoksulluk nafakası veya maddi manevi tazminat talebi boşanma davası ile birlikte talep edilebileceği gibi boşanmanın gerçekleşmesinden sonra da talep edilebilir. Ancak genellikle boşanma davasının görülmesi sırasında boşanma nedenleri ile birlikte kadın olan eşin bu haklarını aynı dilekçe ile belirtmesi sürecin daha sağlıklı ve hızlı ilerlemesine imkan tanıyacaktır.
Çekişmeli Boşanmada Kadının Hakları
Boşanma davalarında veya boşanan kadının hakları konusunda; Boşanmanın anlaşmalı veya çekişmeli olarak gerçekleşip gerçekleşmediğinin bir önemi yoktur. Bu husus genellikle eşlerin boşanma davası öncesindeki aralarında yapmış olduğu anlaşmaya bağlıdır. Örneğin anlaşmalı bir şekilde boşanmak için belirli bir miktar nafaka ödemeyi kabul eden eşlerin boşanmaları da anlaşmalı boşanma olarak kabul edilir. Ancak böyle bir anlaşma bulunmamasına rağmen eşin nafaka talep etmesi çekişmeli boşanma olarak kabul edilir.
Anlaşmalı Boşanmada Kadının Hakları
Anlaşmalı boşanma; Boşanma iradeleri başta olmak üzere boşanmadan sonra eşlerin bir takım yükümlülükler konusunda anlaşmaları ile mümkündür. Bu belirli bir miktar tazminat olabileceği gibi nafaka yönündeki bir anlaşma da olabilir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi boşanmada kadının haklarının belirlenmesinde anlaşmalı boşanma veya çekişmeli boşanma konusunda bir ayrım yapılmamıştır. Örneğin nafaka konusunda uzlaşmaya varılması ve eşlerden herhangi birisinin diğer eşe belirledikleri miktar da nafaka ödemeyi kabul etmiş olması halinde bu hakta anlaşmalı boşanma davasında kadının hakları arasında yer alır.
Boşanan Kadına Maaş Bağlanır Mı?
Hayır. Boşanan kadın her ne kadar Türk Medeni Kanunu uyarınca dul statüsü kazanmış olsa da; Kamu idareleri tarafından “dul maaşı” adı altında yapılan ödemelerden yararlanamazlar. Dul maaşları evlilik birlikteliği devam ederken eşin vefat etmesi halinde ödenmektedir. Bu nedenle boşanan kadına sadece boşanmasına bağlı olarak herhangi bir maaş ödemesi yapılmamaktadır. Buna karşın gerekli koşulların oluşması halinde her ay düzenli olarak nafaka boşanan kadına nafaka ödenmesine karar verilebilir.
Boşanmada Kadının Nafaka Hakkı Ne Kadar?
Boşanan kadının nafaka hakkı konusunda genel bir miktar yoktur. Eşlerin boşanmalarına bağlı olarak kusur durumları dikkate alınarak belirlenir. Ancak nafaka miktarının belirlenmesinde en önemli etken eşlerin sosyal ve ekonomik durumlarıdır.
Boşanan Kadın Evi Alabilir Mi?
Mevcut yasal düzenlemelerimiz kadının salt boşanmış olması ortak konutun kendisine ait olacağı sonucunu doğurmaz. Ancak Türk Medeni Kanunumuz ile kabul görmüş mal rejimine göre boşanma sonrasında; Evlilik birlikteliği içerisinde edinilmiş mallar, boşanma sonrasında ortak bir şekilde paylaştırılır. Bunun dışında eşlerin boşanmaya bağlı olarak evin mülkiyeti bakımından bir anlaşmaya varmış olmaları halinde boşanan kadının ortak konutu alması mümkündür. Taraflar arasında herhangi bir anlaşma bulunmaksızın boşanan kadın sadece boşanmasına bağlı olarak ortak konutu sadece kendi mülkiyetine geçiremez.
Geliri Olmayan Kadın Nasıl Boşanır?
Eşler arasında boşanma kararı alınabilmesi için öncelikle boşanma davası açılması zorunludur. Ancak boşanma davasının açılması sırasında davacı olan taraftan bir takım mahkeme harç ve yargılama giderleri talep edilmektedir. Kadının bu masraflara karşılama imkanı bulunmaması veya maddi imkanının buna izin vermemesi halinde; Fakirlik belgesi, çalışmadığına dair SGK kayıtları gibi belgeler ile mahkemeye başvurarak boşanma davası ile birlikte adli yardım talebinde bulunabilir.
Mahkeme tarafından kadının gerçekten mahkeme masraflarını karşılama imkanının bulunmadığı kanaatine varılması halinde tüm harç ve yargılama giderlerinden muaf şekilde dava açılır. Gerek görülmesi ve talep bulunması halinde ayrıca davacı olan kadına baro tarafından ücretsiz vekil avukat görevlendirilir.
Boşanan Kadının Hakları (Özet)
Boşanan kadının hakları konusunda yukarıda detaylarını belirtmiş olduğumuz hakları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.
- Nafaka hakkı (iştirak nafakası, yoksulluk nafakası, tedbir nafakası)
- Tazminat hakkı (maddi tazminat, manevi tazminat
- Ortak konutu kullanmaya devam etme hakkı
- Aile konutu şerhi hakkı
- Velayet hakkı
- Çocuk ile kişisel münasebet kurulması hakkı
- Mal paylaşımı hakkı
- Kişisel eşyalarını talep etme hakkı